Eylül Ayının EN'leri...


Eylül ayı itibariyle en çok neleri kullandığıma, sevdiğime ve tükettiğime şöyle bir dönüp baktım ve bir favoriler yazısı yazmaya karar verdim. Bu ay ki EN'ler sepetimde neler var bakalım mı?

1.Neutrogena Deep Moisture, Kuru Ciltler İçin Vücut Yağı; 
Maalesef yaz-kış fark etmeksizin vücudumda kuruluk yaşayan birisiyim.  Özellikle bel çevrem ve bacaklarımda bu problemi üst seviyede yaşadığım dönemlerim oldu. Artık bunu kontrol altına aldım diyebilirim. İlerleyen zamanlarda kuruluk problemimi nasıl çözdüğümden de bahsedicem. Artık düzenli olarak vücudumda kuruluk yaşadığım bölgelerimi nemli tutmaya özen gösteriyorum. Özellikle duş sonrası herhangi bir nemlendirici krem uygulamasam bile yağ sürmeyi ihmal etmiyorum. Neutrogena markasına ait ikinci vücut yağım bu. Body oil olan ihtiyaçlarıma cevap veriyordu. Ama bu ürününü de merak ediyordum. Yaklaşık bir haftadır özellikle duş sonrası kullanıyorum. Aynı memnuniyeti bunda da yaşadım. Asla yağlı yağlı kalmıyor. Cilt hemen emiyor. Bu yüzden kıyafetlerime bulaşma gibi bir sorun yaşamıyorum. Benim için en güzel özelliği püskürtmeli bir kapağı olması. Bu yüzden uygulaması çok kolay. Duş sonrası kendi nemlendiricimi sürdükten sonra üzerine bunu sürüyorum. Bu şekilde ekstra nemlenmiş oluyorum.



2. NARS Laguna Bronzer- Real Techniques Bold Metals 100 Kavisli Pudra Fırçası;
Sadece Eylül ayında değil tüm yaz boyunca benim EN'im idi diyebilirim. Ancak halen sıkı sıkıya kullandığım için Eylül favorilerim arasında yer almayı fazlasıyla hak ettiler. Bazı ürünlerin üzgünüm ki muadili yok. Bunlardan birisi kesinlikle Nars'ın laguna isimli bronzerı. Açık buğday bir tene sahip olduğum için doğru bronzerı bulmak zor oldu. Mesela The Balm bahama mama lagunaya sürekli muadil gösterilir. Ancak benim cildim de çamur gibi duruyor, cildimle hiç bütünleşmiyor ve bariz yapay duruyor. Diğer kullandığım bronzerlar da hep turuncu oluyordu. Sonunda iyi bir ürün almaya karar verdim. Fiyatı yüzünden başta çok kararsızdım ama şimdi iyi ki aldım diyorum. Zaten gram olarak hemen bitecek gibi değil ki ben yaz boyunca sürekli kullandım. Rengi, yapısı zaten cildimle inanılmaz bir uyum sağladı. Çok yumuşak bir sonuç verdiği için hiç yapay durmuyor aksine yüzümü sanki güneşlenmişim gibi doğal bir biçimde ısıtıyor. Fiyatı maalesef fazla ama bittiğinde kesinlikle tekrar alıcam çünkü son kuruşuna kadar hak ediyor.

Bronzerımı uyguladığım fırçam ise RT bold metals serinden 100 nolu pudra fırçası. Sadece bronzer sürmek için kullanıyorum. Kılları çok yumuşak bu yüzden bronzer'ı çok güzel dağıtıyor. Kılları çok sık olduğu için ürünü çok az kullanmak yeterli oluyor, tozutmuyor. Renk ve şekil olarak da en sevdiğim fırçalarımdan birisi. Çok şık.



3.Benefit Whatts Up Aydınlatıcı Stick;
Bu yaz elimden düşürmediğim diğer ten ürünüm buydu. Bronzerı ve bronzluğu belirginleştiren en önemli malzeme kesinlikle aydınlatıcı. Ben özellikle elmacık kemiklerime, kaş altıma, alnımın ortasına,burun ucuma, çeneme ve dudak çukuruma uyguluyorum. Whatts Up'ı sevme nedenim tamamen rengi. Şampanya tonunda olması doğal bir görüntü bırakıyor. Sanki cildimin kendi ışıltısıymış gibi. Stick formda olması uygularken kolaylık sağlıyor. Ancak kalıcılık konusunda biraz zayıf. Gün sonuna kadar aynı yoğunlukta kalmıyor maalesef. Yenilemek ihtiyacı hissediyorum. Sünger ucu var fakat ben kullanmıyorum, çok iyi dağıtmıyor ve ürünün çoğunu emiyor gibi sanki. Elimle dağıtmayı tercih ediyorum. Toz aydınlatıcılara göre çok daha bereketli.



4. Loreal Color Riche Ruj 640 Erotique;
Bu ay boyunca kullandığım rujlarımdan birisi Erotique idi. Ruj konusunda gül kurusu tonları dışına çıktığım çok söylenemez. Kendime bu tonları yakıştırıyorum ve ruj alacaksam bu tonlar üzerinden gidiyorum. 640 Erotique, nude rujlar içinde en özel olanı bence. Her türlü makyajı kaldırabiliyor. Yapısı kremsi olduğundan sürümü çok kolay, Dudakta kuruyup dökülmeyen matlıkta bir ruj. Kalıcılık konusunda ortalama bir not verebilirim. Bir şeyler yiyip içtikten sonra tazeleme ihtiyacı hissettiyor.

 Benim en sevdiğim rujum olduğu kesin. Sadece bu ay değil diğer tüm ayların favorisi olacak.  



5. The Balm Meet Matt(e) Hughes Likit Mat Ruj/Charming-The Balm Schwing Siyah Likit Eyeliner;
Diğer favori rujum da The Balm'ın likit mat rujlarından Charming rengi. Yine gül kurusu tonlarına sahip bir ruj.Dediğim gibi renk olarak bu tonlar dışına çıkmadığım çok belli. Sürüldükten hemen sonra kuruyup matlaşıyor. Tek katta rengini çok net veriyor. Ben de ikinci katı sürmemeye özen gösteriyorum fazla yoğun duruyor yoksa. Bence aşırı kalıcı. Silmek istediğimde bile dudaklarımdan zor çıkartıyorum. Benim bu tarz likit rujlarda sevmediğim tek özellik fırça yapısı. Dolgun dudaklarım olmadığından taşırmamak için ekstra çaba sarf ediyorum. bir de mentollü olduğu için dudağa dolgunluk verdiği söyleniyor kullananlar tarafından ama bende gözle görülür bir etki bırakmadı. 

The balm eyeliner' a gelecek olursam, uzun süre loreal superliner kullanıcıydım. Çokta memnundum aslına bakarsanız, ancak keçe uçlu bir eyeliner olması sebebiyle hemen ya bitiyor ya da keçe uçu form kaybediyordu. Bende farklı bir ürün denemek istedim ve The Balm likit eyelinerı aldım. Benim gibi beceriksizler için keçe uçlar daha ideal aslında likitlerin sürümü biraz daha tecrübe istiyor. Yine de verdiği siyah renk o kadar yoğun ki vazgeçmek istemiyorum. Ayrıca sıcak havalarda kullanmama rağmen akma hiç yapmadı, çokça kalıcı. Bir eyeliner için önemli kriterleri yerine getirebiliyor. 



6. The Secret- Günlük Öğretiler;
Eylül ayıyla birlikte başladığım bu kitabın ruhen faydasını gördüğümü hissediyorum. 365 günün her biri için ayrılmış, yer yer ünlü düşünür ve filozofların günlük öğretilerden oluşuyor. Özellikle geceleri uyumadan önce sakin ve sessizlik içinde okuyup her birini anlamaya çalışıyorum. Ay sonu itibariyle kitabımı da bitirmeyi amaçlıyorum. Zaten bitmesine çok az kaldı. 

Kitabın genel teması şöyle; evrene gönderdiğimiz isteklerimize ve mesajlara dikkat etmememiz öneriliyor. Her ne istesek isteyelim olmaması için bir sebep yok. Yapmamız gereken negatif enerjiyi ve olumsuz düşünceleri hayatımızdan çıkarmak. Şükretmeyi yani minnet duymayı unutmamak, her an tekrarlamak. Alabilmek için verebilmeyi öğrenebilmek. Bunları yapabildiğimiz sürece ne bekliyorsak evren bize cömertçe verecek. 


Ben okudukça çok şey öğrendim halen öğreniyorum. Bence herkesin ufacık bile olsa kendisine bir şeyler katabileceği türden bir kitap.




7. Favori Filmler
Bu ay içinde neredeyse on tane hatta belki daha fazla film izleme fırsatım oldu. Çoğunu snapchat üzerinden paylaşma, yorumlama şansım da oldu. Ama izlediklerim içinde beni en çok etkileyenleri seçip favoriler arasında koymak istedim.

İlki Revolutionary Road (hayallerin peşinde); dram kategorisinde yer alan ama yer yer psikoloji ağırlıklı bir film. 1950'lelerin Amerika'sında April ve Frank Weeler çiftinin ilişkisini anlatıyor. İnsana önceliklerinin ne olduğunu, aslında ne olmak istediğini ya da ne yapmak zorunda olduğunu anlatıyor film. Yaşamak zorunda olduğun hayatla arzuları arasında sıkışmış bir ilişki yansıtılmış.

Filmi izleyip bitirdikten sonra abartısız bir saat kendime gelemedim. Kendi yaşantımı sorguladım ve önemli bir karar aldım. Son final sahnesinde ekrana bakakaldım. Bence eğer benzer sıkıntıları yaşıyorsanız izleyebilmek için hazır olmak lazım. Kadın-erkek ilişkisini gerek oyuncular, gerek yönetmen gerekse yazar çok iyi yansıtmış. Zaten Kate Winslet' a ayrı bir hayranlık besliyorum ve onun canlandırdığı April karakterinde kendimden çok şey buldum. Söylemeden geçemiycem filmdeki dönem kıyafetlerine hayran kaldım.



İkincisi Spotlight; en iyi film Oscar'ı, en iyi özgün senaryo gibi önemli ödüller almış bir Amerikan yapımı dram filmi. Gerçek bir hikayeden uyarlanan Spotlight, taciz olayıyla gündeme gelen bir kilisenin kendini aklamaya çalışmasını ve bu tacizi aydınlatmaya çalışan Boston Globe gazetesi yazarlarını konu alıyor. 

İzlerken gerçekten etkilendiğim bir filmdi bu da. Filmin sonunda gerçek veriler liste halinde yazılınca tüylerim diken diken olmuştu. Oyuncu kadrosu da çok iyiydi bana göre. Özellikle Rachel Mcadams'ı ve Stanley Tucci'yi ayrı bir keyifle izledim. Arşivlik bir film bana kalırsa. Çok fazla spoiler vermek istemiyorum. İlk 30 dakika belki durağan gelebilir ancak sonra konuya kapılıp, içinde kayboluyorsunuz. 




Yorumlar